Ramazan Risalesindeki Nefis terbiyesi ile alakalı kısımlar.

29.MEKTUB:2.KISIM: İkinci Risale olan İkinci Kısım Beşinci Nükte: Ramazan-ı Şerifin orucu, nefsin tehzib-i ahlâkına ve serkeşane muamelelerinden vazgeçmesi cihetine baktığı noktasındaki çok hikmetlerinden birisi şudur ki: Nefs-i insaniye gafletle kendini unutuyor. Mahiyetindeki hadsiz aczi, nihayetsiz fakrı, gayet derecedeki kusurunu göremez ve görmek istemez. Hem ne kadar zaîf ve zevale maruz ve musibetlere hedef bulunduğunu ve … Devamını oku "Ramazan Risalesindeki Nefis terbiyesi ile alakalı kısımlar."

Şöhret perestlik, kendini beğendirmek hastalığı.

29.Mektup:1. Desise-i Şeytaniye: Şeytan-ı ins, şeytan-ı cinnîden aldığı derse binaen; hizbü’l-Kur’an’ın fedakâr hâdimlerini hubb-u câh vasıtasıyla aldatmak ve o kudsî hizmetten ve o manevî ulvi cihaddan vazgeçirmek istiyorlar. Şöyle ki: İnsanda, ekseriyet itibarıyla hubb-u câh denilen hırs-ı şöhret ve hodfüruşluk ve şan ve şeref denilen riyakârane halklara görünmek ve nazar-ı âmmede mevki sahibi olmaya, ehl-i dünyanın her … Devamını oku "Şöhret perestlik, kendini beğendirmek hastalığı."

Ölüm rabıtası ve bu rabıtanın nefsi emmareyi kırması.

İhlası kazanmanın ve muhafaza etmenin en müessir bir sebebi, rabıta-i mevttir. Evet, ihlası zedeleyen ve riyaya ve dünyaya sevk eden, tûl-i emel olduğu gibi; riyadan nefret veren ve ihlası kazandıran, rabıta-i mevttir. Yani ölümünü düşünüp, dünyanın fâni olduğunu mülahaza edip, nefsin desiselerinden kurtulmaktır. Evet ehl-i tarîkat ve ehl-i hakikat, Kur’an-ı Hakîm’in كُلُّ نَفْسٍ ذَٓائِقَةُ الْمَوْتِ … Devamını oku "Ölüm rabıtası ve bu rabıtanın nefsi emmareyi kırması."

Evliyaların şikayet ettiği nefsi emmarenin son kalesi.

Kastamonu Lahikası:3.Mesele:[211]: Üçüncü Mes’ele: Bir kardeşimiz kusurunu görmediği münasebetiyle, onu ikaz için yazılmış ince bir mes’eledir. Belki size faidesi olur diye yazdık. Bir zaman evliya-i azîmeden nefs-i emmaresinden kurtulanlardan birkaç zâttan, şiddetli mücahede-i nefsiyeler ve nefs-i emmareden şekvalarını gördüm. Çok hayret ediyordum. Hayli zaman sonra, nefs-i emmarenin kendi desaisinden başka, daha şiddetli ve daha ziyade … Devamını oku "Evliyaların şikayet ettiği nefsi emmarenin son kalesi."

Benlik nedir ve niçin verilmiştir? ve Allah’ın isimlerinin anlaşılması neden eneye (benliğe) bağlıdır?

30.SÖZ:1.MAKSAD   بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ   اِنَّا عَرَضْنَا اْلاَمَانَةَ عَلَى السَّموَاتِ وَاْلاَرْضِ وَالْجِبَالِ فَاَبَيْنَ اَنْ يَحْمِلْنَهَا وَاَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا اْلاِنْسَانُ اِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولاً Şu âyetin büyük hazinesinden tek bir cevherine işaret edeceğiz. Şöyle ki: Gök, zemin, dağ tahammülünden çekindiği ve korktuğu emanetin müteaddid vücuhundan bir ferdi, bir vechi, ene’dir. Evet ene, zaman-ı Âdem’den … Devamını oku "Benlik nedir ve niçin verilmiştir? ve Allah’ın isimlerinin anlaşılması neden eneye (benliğe) bağlıdır?"

Ene’nin (benliğin) kendine bakan vechi bir ise Allah’a bakan vechi bindir.

30.SÖZ:4.MİSAL: Dördüncü Misal: Nübüvvetin düstur-u hakîmanesinden وَ اِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ sırrıyla: “Herşeyin, her zîhayatın neticesi ve hikmeti kendine ait bir ise; Sâni’ine ait neticeleri, Fâtır’ına bakan hikmetleri binlerdir. Herbir şeyin, hattâ bir meyvenin; bir ağacın meyveleri kadar hikmetleri, neticeleri bulunduğu” mahz-ı hakikat olan düstur-u hikmet nerede? Felsefenin “Herbir zîhayatın neticesi kendine bakar … Devamını oku "Ene’nin (benliğin) kendine bakan vechi bir ise Allah’a bakan vechi bindir."

Sana verilen vücut emanettir sahiplenemezsin!

Barla Lahikası:15.Notanın 3.Meselesi:[325]:   Onbeşinci Nota’nın Üçüncü Mes’elesi Ey insan ve ey nefsim, muhakkak bil ki: Cenab-ı Hakk’ın sana in’am ettiği vücudun, cismin, a’zaların, malın ve hayvanatın ibahedir, temlik değildir. Yani, istifaden için kendi mülkünü senin eline vermiş, istifade et diye ibahe etmiş. Senin gibi, idare etmekten hakikaten âciz ve tedbirden cidden cahil bir şahsa … Devamını oku "Sana verilen vücut emanettir sahiplenemezsin!"

Fanilerin tebessümlerine aldanıp kucak açma.

24.SÖZ’ÜN SONU:5.MEYVE VE 17.SÖZÜN SONLARI: Beşinci Meyve: Ey nefis! Mükerreren söylediğimiz gibi; insan, şecere-i hilkatin meyvesi olduğundan, meyve gibi en uzak ve en câmi’ ve umuma bakar ve umumun cihet-ül vahdetini içinde saklar bir kalb çekirdeğini taşıyan ve yüzü kesrete, fenaya, dünyaya bakan bir mahluktur. Ubudiyet ise, onun yüzünü fenadan bekaya, halktan Hakk’a, kesretten vahdete, müntehadan … Devamını oku "Fanilerin tebessümlerine aldanıp kucak açma."