Vehhabilik meselesi ve Kâbe’nin ve sahabilerin kabirlerinin ehli sünnet’in yönetiminde olmamasının sebebi

28.MEKTUP:6.RİSALE OLAN 6.MESELE:(Teksir Mektubat mecmuasında neşredildiğinden buraya dercedilmedi-kitapta olmayabilir-) وَاتَّقُوا فِتْنَةً لاَتُصِيبَنَّ الَّذِى ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَاصَّةً Aziz kardeşlerim, “Haremeyn-i Şerifeynin Vehhâbilerin eline geçmesi ve onların, eâzım-ı İslâmın türbeleri hakkındaki tahripkârâne hürmetsizliği ne hikmete mebnîdir?” diye sual ediyorsunuz. Elcevap: Şu hadise, âlem-i İslâmın siyasetine ve hayat-ı içtimâiyesine taallûk ettiği için, Yeni Said kafasıyla cevap veremiyorum. Çünkü, şimdi daire-i nazarım başka ufuktadır. Fakat, hiç kırmadığım ve dâima faydasını gördüğüm mübarek hatıran için Eski Said kafasını muvakkaten başıma … Devamını oku "Vehhabilik meselesi ve Kâbe’nin ve sahabilerin kabirlerinin ehli sünnet’in yönetiminde olmamasının sebebi"

Aç gözlülük ve Allah’ın rızkı vermesi.

29.Mektup:3.Desise-i Şeytaniye: Tama’ yüzünden çoklarını avlıyorlar. Kur’an-ı Hakîm’in âyât ve beyyinatından istifaza ettiğimiz kat’î bürhanlarla çok risalelerde ispat etmişiz ki: “Meşru rızık, iktidar ve ihtiyarın derecesine göre değil belki acz ve iftikarın nisbetinde geliyor.” Bu hakikati gösteren hadsiz işaretler, emareler, deliller vardır. Ezcümle: Bir nevi zîhayat ve rızka muhtaç olan eşcar, yerinde durup onların rızıkları onlara … Devamını oku "Aç gözlülük ve Allah’ın rızkı vermesi."

Hastalara bir merhem, bir teselli, manevî bir reçetedir.(Hastalar risalesi)

Yirmi Beşinci Lem’a Yirmi beş devadır. Hastalara bir merhem, bir teselli, manevî bir reçete, bir iyadetü’l-mariz ve geçmiş olsun makamında yazılmıştır. İHTAR VE İ’TİZAR Bu manevî reçete, bütün yazdıklarımızın fevkinde bir süratle (Hâşiye: Bu risale, dört buçuk saat zarfında telif edilmiştir. Evet Rüşdü, Evet Re’fet, Evet Hüsrev, Evet Said) telif edildiği gibi hem umuma muhalif olarak tashihata … Devamını oku "Hastalara bir merhem, bir teselli, manevî bir reçetedir.(Hastalar risalesi)"

İhtiyarlık.

Yirmi Altıncı Lem’a İhtiyarlar Lem’ası Yirmi altı rica ve ziya-yı teselliyi câmi’dir. İhtar: Her bir “rica”nın başında manevî derdimi gayet elîm ve sizi müteessir edecek derecede yazdığımın sebebi: Kur’an-ı Hakîm’den gelen ilacın fevkalâde tesirini göstermek içindir. *** İhtiyarlara ait bu Lem’a, üç dört cihetle hüsn-ü ifadeyi muhafaza edememiş. Birincisi: Sergüzeşt-i hayatıma ait olduğu için o zamanlara hayalen … Devamını oku "İhtiyarlık."

Hakikat çekirdekleri.

Otuz beş sene evvel tabedilen “Hakikat Çekirdekleri” namındaki risaleden vecizelerdir. بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِهٖ وَ صَحْبِهٖ اَجْمَعٖينَ 1- Marîz bir asrın, hasta bir unsurun, alîl bir uzvun reçetesi; ittiba-ı Kur’an’dır. 2- Azametli bahtsız bir kıtanın, şanlı tâli’siz bir devletin, değerli sahipsiz … Devamını oku "Hakikat çekirdekleri."

Konferans

KONFERANS Teşrin-i sânî 1950’de Ankara Üniversitesinde, profesör ve mebuslarımız ve Pakistanlı misafirlerimiz ve muhtelif fakülte talebelerinin huzurunda, fakülte mescidinde gece yarısına kadar devam eden bir mecliste verilen ve büyük bir alâka ve ehemmiyetle dinlenmiş olan bir konferanstır. بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ وَ الصَّلَاةُ وَ السَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلٰى اٰلِهٖ … Devamını oku "Konferans"

Talim-i esmanın manası..[Mesela geometri bir fendir..]

20.SÖZ:2.MAKAM:BİR NÜKTE-İ MÜHİMME..:[286]: Hem meselâ: وَعَلَّمَ آدَمَ اْلاَسْمَاءَ كُلَّهَا “Hazret-i Âdem Aleyhisselâm’ın dava-yı hilafet-i kübrada mu’cize-i kübrası, talim-i esmadır” diyor. İşte sair enbiyanın mu’cizeleri, birer hususî hârika-i beşeriyeye remzettiği gibi, bütün enbiyanın pederi ve divan-ı nübüvvetin fatihası olan Hazret-i Âdem Aleyhisselâm’ın mu’cizesi umum kemalât ve terakkiyat-ı beşeriyenin nihayetlerine ve en ileri hedeflerine sarahate yakın işaret … Devamını oku "Talim-i esmanın manası..[Mesela geometri bir fendir..]"

Hakiki marifet ve kemalat, nakşi tarikatında söylendiği gibi her şeyi terketmekle mi olur?

27.SÖZ:SONDAN 2.SAHİHFE:2. VE 3.SUAL:[537]: İkinci Sual: Diyorlar ki: Ehl-i velayet ve ashab-ı kemalât, dünyayı terketmişler. Hattâ hadîste var ki: “Dünya muhabbeti bütün hataların başıdır.” Halbuki sahabeler dünyaya pek çok girmişler; terk-i dünya değil, belki bir kısım sahabe, o zamanın ehl-i medeniyetinden daha ileri gitmişler. Nasıl oluyor ki, böyle sahabelerin en ednasına, en büyük bir veli … Devamını oku "Hakiki marifet ve kemalat, nakşi tarikatında söylendiği gibi her şeyi terketmekle mi olur?"