İhlas suresinin harika ve benzersiz tefsiri.

25.SÖZ:..3.CİLVE:[447] VE 28.LEM’A:3.VECİH: Meselâ: لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ Kesretli tabaka olan avam tabakasının şundan hisse-i fehmi: “Cenab-ı Hak, peder ve veledden ve akrandan ve zevceden münezzehtir.” Daha mutavassıt bir tabaka, şundan “İsa Aleyhisselâm’ın ve melaikelerin ve tevellüde mazhar şeylerin uluhiyetini nefyetmektir.” Çünki muhal bir şeyi nefyetmek, zahiren faidesiz olduğundan belâgatta medar-ı … Devamını oku "İhlas suresinin harika ve benzersiz tefsiri."

Bâb-ı vaad ve vaîddir. İsm-i Cemil ve Celil’in cilvesidir.

10.SÖZ:8.HAKİKAT: Sekizinci hakikat: Bâb-ı vaad ve vaîddir. İsm-i Cemil ve Celil’in cilvesidir. Hiç mümkün müdür ki: Alîm-i Mutlak ve Kadîr-i Mutlak olan şu masnuatın Sâni’i; bütün enbiyanın tevatürle haber verdikleri ve bütün sıddıkîn ve evliyanın icma’ ile şehadet ettikleri mükerrer vaad ve vaîd-i İlahîsini yerine getirmeyip, -hâşâ- acz ve cehlini göstersin? Halbuki vaad ve vaîdinde … Devamını oku "Bâb-ı vaad ve vaîddir. İsm-i Cemil ve Celil’in cilvesidir."

Sabır kuvveti ve sabırsızlık göstermenin sebebi ve çözümü.

21.SÖZ:3.İKAZ: Üçüncü İkaz Ey sabırsız nefsim! Acaba geçmiş günlerdeki ibadet külfetini ve namazın meşakkatini ve musibet zahmetini, bugün düşünüp muzdarip olmak hem gelecek günlerdeki ibadet vazifesini ve namaz hizmetini ve musibet elemini, bugün tasavvur edip sabırsızlık göstermek hiç kâr-ı akıl mıdır? Şu sabırsızlıkta misalin şöyle bir sersem kumandana benzer ki: Düşmanın sağ cenah kuvveti onun … Devamını oku "Sabır kuvveti ve sabırsızlık göstermenin sebebi ve çözümü."

Musibetin, mazlumları da yakacak şekilde umumileşmesinin sebebi ve zarar gören masumların durumu.

14.Söz:Zeyl:3, 4 ve 5.Sual: Üçüncü Sual: Bazı eşhasın hatasından gelen bu musibet, bir derece memlekette umumî şekle girmesinin sebebi nedir? Elcevap: Umumî musibet, ekseriyetin hatasından ileri gelmesi cihetiyle, ekser nâsın o zalim eşhasın harekâtına fiilen veya iltizamen veya iltihaken taraftar olmasıyla manen iştirak eder, musibet-i âmmeye sebebiyet verir. Dördüncü Sual: Madem bu zelzele musibeti, hataların neticesi ve keffaretü’z-zünubdur. … Devamını oku "Musibetin, mazlumları da yakacak şekilde umumileşmesinin sebebi ve zarar gören masumların durumu."

Kişisel hayata, felsefenin ve Kur’an’ın verdiği ahlak dersi.

12.Söz:2.Esas: İKİNCİ ESAS: Kur’an-ı Hakîm’in hikmeti, hayat-ı şahsiyeye verdiği terbiye-i ahlâkıye ve hikmet-i felsefenin verdiği dersin müvazenesi: Felsefenin hâlis bir tilmizi, bir firavundur. Fakat menfaati için en hasis şeye ibadet eden bir firavun-u zelildir. Her menfaatli şeyi kendine “Rab” tanır. Hem o dinsiz şakird, mütemerrid ve muanniddir. Fakat bir lezzet için nihayet zilleti kabul eden … Devamını oku "Kişisel hayata, felsefenin ve Kur’an’ın verdiği ahlak dersi."

Biz Allah’a uzak olduğumuz halde onun bize yakınlığı ve her şeyi bir anda idare etmesini anlamak.

14.Söz:4.sü: Dördüncüsü: Mesela اِنَّمَٓا اَمْرُهُٓ اِذَٓا اَرَادَ شَيْئًا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ ۞ وَمَٓا اَمْرُ السَّاعَةِ اِلَّا كَلَمْحِ الْبَصَرِ ۞ وَ نَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرٖيدِ ۞ تَعْرُجُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ اِلَيْهِ فٖى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسٖينَ اَلْفَ سَنَةٍ gibi âyetlerin ifade ettikleri hakikat-i ulviyesine ki Kādir-i Mutlak o derece suhulet ve süratle ve mualecesiz … Devamını oku "Biz Allah’a uzak olduğumuz halde onun bize yakınlığı ve her şeyi bir anda idare etmesini anlamak."

Sahabeleri manevi olarak geçebilir miyiz?

27.SÖZÜN ZEYLİ:1.HİKMETEN HEMEN ÖNCESİ:[486]: Sual ediyorsunuz: Bazı rivayetlerde vardır ki; “Bid’aların revacı hengâmında ehl-i iman ve takvadan bir kısım suleha, sahabe derecesinde veya daha ziyade efdal olabilir” diye rivayetler vardır. Bu rivayetler sahih midir? Sahih ise, hakikatları nedir? Elcevab: Enbiyadan sonra nev’-i beşerin en efdali sahabe olduğu, Ehl-i Sünnet ve Cemaatın icmaı bir hüccet-i kàtıadır … Devamını oku "Sahabeleri manevi olarak geçebilir miyiz?"

İki çeşit tevhidin açıklaması.

22.SÖZ:2.MAKAM: Birinci Lem’a: Tevhid iki kısımdır. Meselâ: Nasılki bir çarşıya ve bir şehre büyük bir zâtın mütenevvi malları gelse, iki çeşitle onun malı olduğu bilinir. Biri; icmalî, âmiyanedir ki: “Bu kadar azîm mal, ondan başka kimsenin haddi değil ki sahib olabilsin.” Fakat böyle âmi bir adamın nezaretinde çok hırsızlık olabilir. Parçalarına çok adamlar sahib çıkabilir. … Devamını oku "İki çeşit tevhidin açıklaması."