Şefkat tokatları.

10.LEM’A: …Hizmet-i Kur’aniyenin bir silsile-i kerameti ve o hizmet-i kudsiyenin etrafında izn-i İlahî ile nezaret eden ve himmet ve duasıyla yardım eden Gavs-ı A’zam’ın bir nevi kerameti beyan edilecek. Tâ ki, bu hizmet-i kudsiyede bulunanlar, ciddiyetlerinde, hizmetlerinde sebat etsinler. Bu hizmet-i kudsiyenin kerameti üç nevidir: Birinci nev’i: O hizmeti ihzar etmek ve hâdimlerini o hizmete … Devamını oku "Şefkat tokatları."

Görünüşte dost görünen dört kişiye zecr ve üç dosta gelen şefkat tokatları.

26.MEKTUB:4.MEBHAS:7.MESELE: Birincisi: Bir müdür, kaç vasıta ile yalvardı. Onuncu Söz’den bir nüsha istedi. Ona verdim. O ise, terfi’ için dostluğumu bırakıp düşmanlık vaziyeti aldı. Valiye şekva ve ihbar suretinde verdi. Hizmet-i Kur’aniyenin bir eser-i ikramı olarak terfi’ değil, azledildi. İkincisi: Diğer bir müdür, dost iken, âmirlerinin hatırı için ve ehl-i dünyanın teveccühünü kazanmak fikriyle şahsıma … Devamını oku "Görünüşte dost görünen dört kişiye zecr ve üç dosta gelen şefkat tokatları."

Hz. Mevlana Halid ve Said Nursi arasındaki tam yüzyıl ara ile gerçekleşen tevafuklar. (Yüzyılda bir müceddid gönderilmesi) 

BARLA LAHİKASI:[166]:       Sonra üstadımın tarihçe-i hayatını düşündüm. Baktım, dört mühim noktada tevafuk ediyorlar: Birincisi: Hazret-i Mevlâna 1193’te dünyaya gelmiş. Üstadım ise 1293’te. Tam Mevlâna Hâlid’in yüz senesi hitam bulduktan sonra dünyaya gelmiş. İkincisi: Hazret-i Mevlâna’nın tecdid-i din mücahedesine başlangıcı ve mukaddemesi, Hindistan’ın payitahtına 1224’te girmiş. Üstadım ise aynen yüz sene sonra, 1324’te Osmanlı … Devamını oku "Hz. Mevlana Halid ve Said Nursi arasındaki tam yüzyıl ara ile gerçekleşen tevafuklar. (Yüzyılda bir müceddid gönderilmesi) "

Said Nursi’nin, bazı tevafuk ve kerametlerini, talebelerine bildirmesinin sebebi nedir?

EMİRDAĞ L-1:[54]: Bilirsiniz ki Ankara ehl-i vukufu Risale-i Nur’a ait kerametleri ve işaret-i gaybiyeleri inkâr edememişler. Yalnız, yanlış olarak o kerametlerde beni hissedar zannedip itiraz ederek, “Böyle şeyler kitabda yazılmamalı idi; keramet izhar edilmez.” diye hafif bir tenkide mukabil müdafaatımda onlara cevaben demiştim ki: Onlar bana ait değil ve o kerametlere sahib olmak benim haddim … Devamını oku "Said Nursi’nin, bazı tevafuk ve kerametlerini, talebelerine bildirmesinin sebebi nedir?"

Kalem “Lailaheillallah”da iken vefat etme olayı ve mürekkebin kırmızıya dönüşmesi.

KAST LAHİKASI:[22-23]:HÜSREV KARDEŞ                  Size Risalet-ün Nur’un kerametinin bu havalide zuhur eden çok tereşşuhatından bir-iki hâdise beyan ediyorum: Birisi: Hatib Mehmed (Rahmetullahi Aleyh) namında ciddî bir ihtiyar talebe, İhtiyarlar Risalesi’ni yazıyordu. Tâ Onbirinci Rica’nın âhirlerinde ve merhum Abdurrahman’ın vefatının tam mukabilinde, kalemi “Lâ ilahe illâ hû” yazıp ve … Devamını oku "Kalem “Lailaheillallah”da iken vefat etme olayı ve mürekkebin kırmızıya dönüşmesi."

Risalelerin kerametvari bir şekilde kısa sürelerde yazılması.

28.MEKTUB:7.MESELE:7.SEBEP Beşinci İşaret: Risaleler umumiyetle pek çok intişar ettiği halde, en büyük âlimden tut, tâ en âmi adama kadar ve ehl-i kalb büyük bir veliden tut, tâ en muannid dinsiz bir feylesofa kadar olan tabakat-ı nâs ve taifeler o risaleleri gördükleri ve okudukları ve bir kısmı tokatlarını yedikleri halde tenkid edilmemesi ve her taife derecesine … Devamını oku "Risalelerin kerametvari bir şekilde kısa sürelerde yazılması."

Mesleğimizin bir medar-ı şevki olan tevafuk letaifinden dört numune.

BARLA LAHİKASI:[356]: Mesleğimizin bir medar-ı şevki ve zevki olan tevafuk letaifinden üç-dört nümune: Birincisi: İktisad Risalesi, birbirinden habersiz altı müstensihin yazdıkları altı nüshada, eliflerin elliüç adedinde tevafukları, te’lif ve istinsah tarihi olan elliüçe muvafık gelmesidir. Sonra baktım ki, asıl müsvedde-i ûlâda çok çıkıntı ve tashihler ile beraber elliüç aded sırrını muhafaza ettiğini hayret ile gördük. … Devamını oku "Mesleğimizin bir medar-ı şevki olan tevafuk letaifinden dört numune."

Kalemindeki boyanın kerametvari bitmemesi.

Barla Lahikası:[46]: …O sırrı size açmak münasib görüldü. Şöyle ki: Şimdi bu mektubu yazan kâtib ile kardeşi Mes’ud beraber bir gün, üç aydan beri bahsi geçmediği Ahmed Ağa’nın bahsi geçti. Beraberimde kâtib Tevfik ile Mes’ud’a dedim: Bütün kitabları Diyarbekir’deki Ahmed Ağa’ya göndereceğiz. Tâ ya Şam-ı Şerif tarafına, ya Van’daki sıddıklara ulaştırsın. Bu sözümüz ve meşveretten … Devamını oku "Kalemindeki boyanın kerametvari bitmemesi."