İslamiyetsiz iman ve imansız İslamiyetin açıklaması.

Emirdağ Lahikası-2:[349]: Müslim-i gayr-ı mü’min ve mü’min-i gayr-ı müslimin manası şudur ki: Bidayet-i Hürriyette İttihatçılar içine girmiş dinsizleri görüyordum ki İslâmiyet ve şeriat-ı Ahmediye, hayat-ı içtimaiye-i beşeriye ve bilhassa siyaset-i Osmaniye için gayet nâfi’ ve kıymettar desatir-i âliyeyi câmi’ olduğunu kabul edip bütün kuvvetleriyle şeriat-ı Ahmediyeye taraftar idiler. O noktada Müslüman yani iltizam-ı hak ve … Devamını oku "İslamiyetsiz iman ve imansız İslamiyetin açıklaması."

Dini cemaatlerle ittihadın iki şartı.

Hutbe-i şamiye:[98]: Sâniyen: Muhabbet-i din saikasıyla teşekkül eden cemaatlerin iki şart ile umumunu tebrik ve onlarla ittihad ederiz. Birinci şart: Hürriyet-i şer’iyeyi ve asayişi muhafaza etmektir. İkinci şart: Muhabbet üzerinde hareket etmek, başka cem’iyete leke sürmekle kendisine kıymet vermeğe çalışmamak. Birinde hata bulunsa, müfti-i ümmet cem’iyet-i ulemaya havale etmektir. Ek: İttihadın sınırı; “Yalnız Sebilürreşad, Doğu … Devamını oku "Dini cemaatlerle ittihadın iki şartı."

İman ve özgürlük ilişkisi.

Münazarat: S- Nasıl, hürriyet imanın hâssasıdır? C- Zira rabıta-i iman ile Sultan-ı Kâinat’a hizmetkâr olan adam, başkasına tezellül ile tenezzül etmeye ve başkasının tahakküm ve istibdadı altına girmeye, o adamın izzet ve şehamet-i imaniyesi bırakmadığı gibi; başkasının hürriyet ve hukukuna tecavüz etmeyi dahi o adamın şefkat-i imaniyesi bırakmaz. Evet bir padişahın doğru bir hizmetkârı, bir çobanın … Devamını oku "İman ve özgürlük ilişkisi."

Bu zamanda siyaset yoluyla insanların kalbine hükmetmek ve toplumu dindarlaştırmak mümkün mü?

Lem’alar:[104]: Bu zamanda ehl-i İslâm’ın en mühim tehlikesi, fen ve felsefeden gelen bir dalaletle kalplerin bozulması ve imanın zedelenmesidir. Bunun çare-i yegânesi: Nurdur, nur göstermektir ki kalpler ıslah olsun, imanlar kurtulsun. Eğer siyaset topuzuyla hareket edilse, galebe çalınsa o kâfirler münafık derecesine iner. Münafık, kâfirden daha fenadır. Demek, topuz böyle bir zamanda kalbi ıslah etmez. O vakit küfür kalbe girer, … Devamını oku "Bu zamanda siyaset yoluyla insanların kalbine hükmetmek ve toplumu dindarlaştırmak mümkün mü?"

Gayr-i müslimler ve dini icabeleri yerine getirmeyen, içki içen Müslümanlar yönetici olabilir mi?

Münazarat: S- Bazı nas, senin gibi mana vermiyorlar. Hem de bazı Jön Türklerin a’mal ve etvarı pis tefsir ediliyor. Zira bazı ramazanı yer, rakı içer, namazı terk eder. Böyle, Allah’ın emrinde hıyanet eden, nasıl millete sadakat edecektir? C- Evet, neam.. hakkınız var. Fakat hamiyet ayrı, iş ayrıdır. Bence bir kalb ve vicdan, fezail-i İslâmiye ile mütezeyyin olmazsa, ondan hakikî … Devamını oku "Gayr-i müslimler ve dini icabeleri yerine getirmeyen, içki içen Müslümanlar yönetici olabilir mi?"

İttihad-ı islam siyaset üstüdür. Siyasete muhtaç değildir!

Hutbe-i şamiye: Kur’an ve tefsirleri (ve bu zamanda bir tefsiri, Risale-i Nur) ve i’lâ-yı kelimetullahı hedef ve maksad eden umum dinî ve müstakim ceraiddir. Müntesibîni, umum mü’minlerdir. Reisi de Fahr-i Âlem’dir (Aleyhissalâtü Vesselâm) Şimdi istediğimiz nokta, mü’minlerin teveccühleri ve teyakkuzlarıdır. Teveccüh-ü umumînin tesiri inkâr edilmez. İttihadın hedefi ve maksadı i’lâ-yı Kelimetullah ve mesleği de kendi nefsiyle … Devamını oku "İttihad-ı islam siyaset üstüdür. Siyasete muhtaç değildir!"

Said Nursi’nin sakal bırakmamasının sebebi.

EMİRDAĞ L-1:SAKAL MESELESİ İSE:[51]: Sakal mes’elesi ise: Bu bir sünnettir, hocalara mahsus değil. Bu millette yüzde doksan sakalsız olanların içinde küçükten beri sakalsız bulundum. Bu yirmi senedir bana resmî hücumlarda bazı arkadaşlarımın sakallarını kestirmeleriyle, benim sakal bırakmadığım bir hikmet, bir inayet-i İlahiye olduğunu isbat etti. Eğer sakal olsaydı traş edilseydi, Risale-i Nur’a büyük bir zarardı. … Devamını oku "Said Nursi’nin sakal bırakmamasının sebebi."

Suçun şahsiliği ve sadece kişiye münhasır olması gerektiği.

Emirdağ Lahikası:[38]: Mesleğimizin esası olan “ihlas” bizi men’ediyor. Çünki bu gaflet zamanında, hususan tarafgirane mefkûreler sahibi, her şeyi kendi mesleğine âlet ederek, hattâ dinini ve uhrevî harekâtını da o dünyevî mesleğe bir nevi âlet hükmüne getiriyor. Halbuki hakaik-i imaniye ve hizmet-i nuriye-i kudsiye, kâinatta hiçbir şeye âlet olamaz. Rıza-yı İlahîden başka bir gayesi olamaz. Halbuki şimdiki cereyanların tarafgirane çarpışmaları hengâmında … Devamını oku "Suçun şahsiliği ve sadece kişiye münhasır olması gerektiği."